1 Haziran 2012 Cuma

PATLICANLI BİR LEZZET

MERVE  'de gördüğümden beri patlıcanlı böreğimsi 'yi yapmak istiyordum. Patlıcanları közledim ve bu böreği yaptım. Biz çok beğendik. Yeniden yapabileceğim güzel bir lezzet.
Malzemeler ;
- 5-6  tane közlenmiş patlıcan
- 2 yufka
- 2 yumurta
- 1 buçuk bardak süt
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- Kaşar

Yumurta,süt ve sıvıyağ çırpılır. içerisine 2 yufka parçalanarak eklenir. Patlıcan ve peynirlerde konup karıştırldıktan sonra dikdörtgen  borcama dökülür. Üzerine kaşar eklenir. Fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

REGAİB KANDİLİ


Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Kandil mesajı

Tarih: 23.05.2012

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez yarın akşam idrak edilecek Regaib Kandili nedeniyle mesaj yayımladı.

Mesajında, Regaib gecesinin, diğer kandillerde olduğu gibi tarihte yaşanmış bir olayın sene-i devriyesi olmadığını dile getiren Başkan Görmez, Regaib Kandili’nin, geleceğe yönelik arzu ve istekleri, emel ve tutkuları gözden geçirme imkânı veren mübarek bir gece olduğunu kaydetti.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, şunları söyledi;

 “Üç aylardan Recep ve Şaban, bizleri ruhen ve bedenen Ramazana hazırlar. Bu sebeple Resûl-i Ekrem (sas), Recep ayı girdiğinde, ‘Allah’ım! Recep ve Şaban’ı hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan’a ulaştır!’ diye dua etmiş ve üç ayları sevinçle karşılamıştır.  İdrak edeceğimiz Regaib, arzu, istek, emel ve tutku anlamlarına gelmektedir. Regaib, diğer bazı kandillerimiz gibi tarihte yaşanmış bir gecenin sene-i devriyesi değildir. Regaib, geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirme imkânı veren mübarek bir gecedir.”

“Regaib gecesi, nefis muhasebesi yapmak için büyük bir fırsattır”
Mesajında modern zamanlarda insanoğlunun arzularına gem vuramadığını, servet ve güç tutkusuna karşı koyamadığını ifade eden Başkan Görmez, Regaib gecesinin nefis muhasebesi yapmak için büyük bir fırsat olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

“Modern zamanlarda insanoğlunun en büyük sorunlarından birisi hiçbir arzusuna gem vuramaması, isteklerini dizginleyememesi, tutkularını terbiye edememesi, özellikle güç, servet ve şehvet tutkusunu frenleyememesidir.  İşte Regaib Kandili, bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve isteklerimizin, bizi esir alan aşırı tutkularımızın ve bütün bu arzular doğrultusunda ortaya koyduğumuz çaba ve gayretlerimizin muhasebesini yapmamız için Rabbimizin her yıl bize lütfettiği mübarek bir gecedir.

Regaib gecesi için referans olarak verilen İnşirah suresinde, insanın gönül ferahlığını yakalaması ve zorlukları yenmesi ve üzerindeki boyundurukları atması için, ‘Rağbetiniz sadece Rabbinize olsun’ buyurulmuştur. Dolayısıyla Regaib, arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı, rağbetlerimizi iyiye, doğruya, güzele, faydalı olana, regaibimizi Rabbimize yöneltme, bütün işlerimizi Cenab-ı Hakk’ın rızasına uygun hâle getirme çabasıdır. Zira kalplerimizin inşirahı, yüreklerimizin huzuru, gönüllerimizin neş’e ve sevinci ancak bu sayede mümkündür. Aynı şekilde bellerimizi büken günahlarımızdan, hata ve kusurlarımızdan, sinelerimizin ağır yüklerinden kurtulmak, şanımızı yüceltmek, güçlükleri yenmek ve işlerimizi kolay kılmak için de rağbetimizin daima Rabbimize yönelik olması gerekir.”

“Çocuklarımızı yaz kurslarına bekliyoruz”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, mübarek gün ve gecelerin ilahî lütuf, inayet, ihsan ve ikramlara vesile olduğunu da söyledi. Günah ve hatalarla yüzleşmek, nefis muhasebesi yapmak için bereketli gecelerin değerlendirilmesi gerektiğine değinen Başkan Görmez, şöyle konuştu:

“Din-i mübin-i İslâm’ın manevî ikliminde gönül huzuru, istikamet ve öz güven kazanmaya çalışalım. İhtiraslarımızı dizginleyip menfaat ve çekişmelerden uzak duralım. Kendimizden ve aile fertlerimizden başlayarak bütün akraba ve komşularımıza varıncaya kadar toplumun tüm kesimleri arasında sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulması, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesi, insanî ve ahlâkî meziyetlerin yaygınlaşması için azami gayret gösterelim. Bu kandil vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim ki geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı, eğitim-öğretimin sona ermesinin ardından Başkanlığımızca düzenlenen yaz kurslarında güzel dinimizi, Kur’an-ı Kerim’i ve Sevgili Peygamberimizi (sas) öğrenmeleri için sunulan imkânlardan istifade ettirelim.”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, mesajını şöyle tamamladı:

“Bu duygu ve düşüncelerle başta ülkemiz olmak üzere gönül coğrafyamızda yaşayan soydaş, vatandaş ve kardeşlerimizle birlikte bütün İslâm âleminin mübarek üç aylarını ve Regaib Kandili’ni tebrik ediyor; bu vesileyle bilhassa İslâm dünyasında akmaya devam eden kanın bir an önce durması; insanlığın ortak huzurunu tehdit eden terör, şiddet, savaş ve düşmanlığın yerini barış ve huzura bırakması; rağbetlerimizin iyiye, güzele ve doğruya yönelik olması ve bu aylarda yapacağımız ibadet, dua ve yakarışların kabul olması için Cenâb-ı Mevlâ’ya niyaz ediyorum.”

14 Mayıs 2012 Pazartesi

FATİHANIN ANLAMI PİYES


FATİHANIN ANLAMINI BİLEN YOK MU???????
türkiye ye yeni gelmiş bir bayan çat pat tükçesiyle cami avlusuna girer, ve fotoğraf çeker içeride cemaat namaz kılmaktadır, ve hoca efendinin okumuş olduğu fatiha suresi duyulur, bayan bir müddet dinler, ve
-bu nedir? diye sorar
hemen oradaki bir kişi cevap verir, bu fatiha suresidir biz müslümanlar her namazda her rekattta bu sureyi okuruz, bayan sorar
- peki bu kadar okuyorsunuz anlamını söyleyebilir misiniz??
-şeeeyyyy bilmiyorum.... der zat, hemen cami avlusunda ki diğer kişiye sorar
-fatihanın anlamını biliyor musun?
-elhamdu............(oda cvp veremez)
diğer kişiye sorar avluda koşar fatihanın anlamını bilen yok mu????
-........(2. kişide cvp veremez)
avluda ağlayarak koşar ve bağırır FATİHANIN ANLAMINI BİLEN YOK MUUUU
dizlerinin üzerinde çöker ve bunca yıllık hayatımda okumadığım kitap kalmadı ama Allah'ın kelamını okumadım!!! yazıklar olsun benim gibi müslümana diye hayıflanır, ama hıçkırıklarla ağlar......
BU ESNADA OKUYUŞUNU BEĞENDİĞİNİZ BİR HOCAMIZDAN YARDIM ALIP FATİHA SURESİNİ ANALMIYLA BERABER OKUTUN,
AKABİNDE DURSUN ALİ ERZİNCANLI GELSEYDİN FON MÜZİĞİ



Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine’ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin,
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
‘Kardeşlerim’ deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin,
Dolaşsaydın sofralarımızı,
Bir tabak fazla görecektin,
Bir bardak, bir kaşık fazla…
Ve sofrada bir yer boş,
Baş köşe! ..
Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin,
Dolaşsaydın gecelerimizi,
O ‘Kutlu Doğum’ gecelerini,
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi,
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin,
Medine-i Münevvere’den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
Eyyüb Sultan gibi,
Kab bin Malik gibi,
Bir fecir vaktinde,
Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
Arkalarına bakmayı ar sayan,
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin,
Elleri, o öpülesi elleri,
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin,
Gecenin zifiri karanlığında,
Uykunun en tatlı aralığında,
Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına,
Veysel Karani’den istediğin gibi,
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin,
Asr-ı saadet gibi olmasa da,
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin,
Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek…
Hz.Vahşi gibi…
Hani sen Hane-i Saadet’ten Mescid-i Nebevi’ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı’nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü,
Bir de Ömer(R.A.) …
Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
Pencerelerde, kapı önlerinde,
Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin,
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz!

12 Mayıs 2012 Cumartesi

YIL SONU PİYESLERİ

http://bilgiyelpazesi.net/egitim_ogretim/tiyatro_oyunlari_skecler_piyesler_oratoryolar.asp

http://www.dindersiforum.com/showthread.php?tid=653

http://www.uslanmam.com/sinema-tiyatro-ve-televizyon/674156-kisa-kisa-skecler-guzel-goren-guzel-dusunur.html

http://www.mainboard24.com/tiyatro/367197-ezan-dini-piyes.html

Piyes ararken kendimi bir deryada buldum Bu konu ile ilgili bir kaç linki yukarıya aldım. En çok hoşuma gidense  dindersindekiler oldu. Aranan konu ile ilgili pek çok piyes var. Bilgiyelpazesindekiler genel.

KULAĞA KÜPE AYETLER



Buram buram kekik kokusu arkadaşımın bloğunda okduğum ve daha kolay ulaşabileceğim için kendi bloğuma aktardığım Mutluluğun 40 formülü :


KULAĞA KÜPE AYETLER...

1- İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

2- Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
...
3- Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

4- Bakara 156: Onlar baslarina bir musibet geldigi zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na dönecegiz." derler.

5- Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

6- Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

7- Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

8- Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

9- Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

10- Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

11- Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

12- İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

13- Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

14- Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

15- Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

16- Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

17- Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

18- Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

19- Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

20- Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

21- Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

22- Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

23- Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

24- Saff 2: Yalandan uzak dur.

25- Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

26- Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

27- Al-I İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

28- En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

29- En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

30- Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

31- Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

32- İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

33- İsra 23: Anne ve babana 'üff' bile deme.

34- Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

35- Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını Kabul et.

36- Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

37- Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

38- Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

39- Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

40- Fatiha-2: Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol...


11 Mayıs 2012 Cuma

RENGARENK KUMAŞLAR

                                          



Bir kaç haftadır alışverişe çıkmak istiyorum . fakat hafta sonu gelince yorgunluktan ve ev işlerinden fırsat bulamıyorum. Geçtiğimiz haftasonu Merve ile Ümraniye 'nin kumaşçı dükkanlarını gezdik. Öyle güzel kumaşlar var ki İnsan hangisini alacağını şaşırıyor. Yaz boyunca çalışacak bir insan olarak hafif, serin tutacak kıyafetlere ihtiyacım var. Rabia kumaşta bambu kumaşlar bulduk çok hoş renkleri vardı . Satıcının söylediğine göre serin tutan doğal bir kumaşmış. Şimdi sorun iyi bir terzi bulup rahat bir pardesü veya kap diktirmek. Merve oradaki bir terziye sipariş verdi bile bense yarın Tuğbanın yengesine gideceğim . Memnun kalırsam yine Rabia kumaşta gördüğüm Pierre Cardin kumaşlardan alıp takım diktirmeyi düşünüyorum.
Bu haftam çok yoğun geçti. Ama önümüzdeki hafta daha da yoğunuz. 3 hafta kaldı kış dönemini bitirmeye. İnşalllah arada 2- 3 hafta tatil olur. Yaz dönemi öğrencilerimi sabırsızlıkla bekliyorum. Aklımdan çeşitli planlar yapıyorum yaz için . Etkinlikler, ders işleyişleri , öğrenciler , pırıl pırıl bir yaz bizi bekliyor.
Yazacak o kadar çok şey var ki . Ama yorgunluktan kısa kesmek zorundayım.

10 Mayıs 2012 Perşembe

4 Mayıs 2012 Cuma

KÖZDE BİGA KÖFTESİ


Üsküdar 'da yaklaşık 1 ay önce açılmış olan memleketimin meşhur köftesini İstanbulluların beğenisine sunan KÖZDE  BİGA KÖFTECİSİNE  bu akşam gitmek kısmet oldu.
 Biga köftesini çok severim ızgaranın üzerinde ağır ağır pişerken etrafa yayılan mis kokusu insanı mest eder. Ben tecrübeli bir blogger olmadığım için biraz çekingen davrandım fotoğraf çekimlerinde. İç ve dış mekana ait fazla fotoğrafım olmasa da harika köfteleri fotoğrafladım. İşte köfteler :
Üsküdar 'dan Zeynep Kamil 'e çıkan yolun üzerinde çok geniş olmayan nezih bir dükkan Biga Köftecisi.
Dükkanı eşi ile birlikte işleten bey güler yüzlü, müşterileri ile tek tek ilgilenen hal hatır soran bir insan. fazla çeşit yok  her şey köfte üzerine kurulmuş. Menü : Çorba - Köfte - piyaz veya salata -Biga Peynir Tatlısı
 Çorba  ( Tavuk suyuna çorba , Kelle Paça , ve Mercimek Çorbası ) . Çorbayı ben yemedim fakat eşim oldukça lezzetli olduğunu söyledi.
  Biga Köftesini defalarca yerinde yemiş bir kişi olarak benden tam not aldı bu leziz köfteler . Ağızda dağılan ,yumuşacık ,mis kokulu ve harikaydı.
Köftenin yanında ne iyi gider . Tabi ki harika bir piyaz ve biga koyun yoğurdu.

 Zeytinyağlı , lezzetli piyazı çok beğensek de köftenin yanında o harika yoğurdu da aramadık değil. Yakın bir zamanda menüdeki yerini alacakmış yoğurt da.
Ve müessesenin ikramı Biga Peynir tatlısı ile ağız tadımız tamamlandı.
 Üsküdar 'a yolu düşen ve nerede lezzetli ve güvenilir bir şeyler yiyebilirim diyenler için  ;kartvizitlerini henüz oluşturmasalar da KÖZDE BİGA KÖFTECİSİ denenmesi gereken bir lezzet...

2 Mayıs 2012 Çarşamba

BU YILIN İLK PİKNİĞİ

Hafta sonu pazar günü eşimin ve çocukların isteklerine uyarak pikniğe gittik. Ben piknikleri pek sevmem. Öncesinde yoğun bir hazırlık , ortasında yorgunluk ve sonunda ise günün yorgunluk ve kirini üzerimizden ve götürdüğümüz eşyalardan atmak için temizlik....
Evde beni bekleyen onlarca iş. Ve ertesi gün Haftanın ilk iş günü.Bu düşüncelerle yola çıksam da Allah 'tan korktuğum gibi olmadı. Cumhuriyetköy 'de oldukça nezih bir ortamda pikniğimizi yaptık. Bir kere yerlere yayılmıyorsunuz. Üzerinde şirin örtüleri ile temiz masalar sizi bekliyor. Şırıl şırıl akan bir derenin yanına yerleşiyorsunuz.
Mangal derdi yok. Mangal hazırlanmış olarak getiriliyor.Size sadece etleri üzerine koyup iyice pişirip afiyetle yemek kalıyor.  Çayı olmayanlar için çay da demlik veya semaver ile hazırlanıyor. Bize sadece Pikniğe beraber geldiğimiz insanlarla sohbet etmek ve çocuklarımızın güven içinde oynadıkları oyunu izlemek kalıyor.Bunun yanında en güzel özelliği içkili bir yer olmaması...Ve geniş oyun alanları , at binme imkanı tertemiz tuvaletler , namazını vakti ile yetiştirmek isteyenler için temiz bir mescit ....daha neler neler....Pek bi reklamını yaptım fakat ismini hatırlamıyorum. Sanırım ismi  KENTPARK  'tı.
NOT : Masa fiyatı 25tl.
       Mangal 25 tl.
            Et+ mangal 80 tl.
           Demlik çay 15 tl.

1 Mayıs 2012 Salı

BAHAR PİDESİ

Köyümüz  et ve süt ürünleri ile ünlüdür. Eti , peyniri , loru , tereyağı harikadır. Annem balkondaki boş saksılarıma taze soğanlar ekmiş. Hepsi maşaAllah çok güzel büyüdüler. Fakat ben hepsini tüketemiyorum.  Annem de istemedi. Kısır yaptım bitmedi. Salataya koydum olmadı. Ne yapsam diye düşünürken bizim memleketin lorlu taze soğanlı pidesi geldi aklıma. Fakat sorun o kadar lezzetli , kaymaktan tatlı loru İstanbul 'da bulabilmek...  Tahsildaroğlu 'nun kahvaltılık lorunu aldım. Çanakkale 'de üretilmiş belki o lezzeti yakalayabilirim dedim. Önce pek hoşlanmasam da pidede ve lorlu biberde hoşuma gitti . Ve gelgelelim Bahar Pidemize ....
4 su bardağı un
yarım paket yaşmaya
1 su bardağı yoğurt
tuz
Ve ılık su
Hamuru bu malzemelerden oluşuyor.  Mayayı ılık suda eritip , içine yoğurt , un , tuz ve ılık su ile kulak memesinden yumuşak bir hamur karılır ve hamurun kabarması için sıcak bir yerde bekletilir.
İç malzemesi için ;
 tahsildaroğlu lor , bolca yeşil soğan ,yarım demet maydanoz, yarım demet nane
ile iç malzemesi hazırlanır .Kabaran hamurdan parçalar alınarak pide şeklinde açılır ve içine lorlu iç koyularak kapatılır. Üzerine yumurta sarısı sürülerek fırında pişirilir. 

NOT : Bu arada gittiği Denizli gezisinde bana da bu güzel örtüyü alıp hediye eden Eltim Tuğba 'ya  teşekkür ederim.